1878 yılı, Osmanlı tarihinin aynı yıl içerisinde üç padişahın tahta çıktığı tek dönem olması bakımından müstesna bir yere sahiptir. Abdülaziz’in hal’i, V. Murad’ın kısa süren saltanatı ve akabinde II. Abdülhamid’in tahta çıkışıyla şekillenen bu siyasal atmosfer, aynı zamanda tarihe “Çırağan Vakası/Baskını” olarak geçen hadiseye de sahne olmuştur. Çırağan Vakası sırasında Beşiktaş Muhafızı Müşir Hasan Paşa’nın Ali Suâvi’yi bir sopa darbesiyle öldürmesi ve bu sopaya “mehdi” adını vermesi, Suâvi’yi “doğru yola sevk etme”sinin sembolik bir tezahürü olarak yorumlanabilir.
Söz konusu hadise, yalnızca 1876 yılının değil, özellikle II. Abdülhamid’in uygulayacağı siyasal stratejilerin çerçevesini belirlemesi bakımından kritik bir dönüm noktası olmuştur. Bu “sopa” metaforu, dönemin devletlerarası ilişkilerinde ve Osmanlı yönetiminin yönelimlerinde meydana gelen kırılmayı anlamak açısından da açıklayıcıdır.
