“Akdeniz’in güneşle aydınlanan kıyılarında suç, yalnızca karanlığın değil; belleğin, coğrafyanın ve insan ruhunun gölgesinde saklanan hakikatin izini sürer.”
Dünya üzerinde üç kıtada yer alan Akdeniz coğrafyası, farklı kültürel özelliklere ve zengin bir görsel sembolizme sahip yapısıyla polisiye türü için özgün bir anlatı zemini sunmaktadır. Bu coğrafyada polisiye, hem edebiyat hem de görsel sanatlar alanında yaratıcı eserlere kaynaklık etmekte; özellikle sinema, polisiyenin temel bileşenlerinden biri olan suç olgusunu renk, ışık, mekân, karakter ve atmosfer üzerinden yeniden üretmektedir. Polisiye filmlerde suç, çoğu zaman cinayet eylemi etrafında şekillenirken; dedektif, kurban, fail, adalet ve ceza gibi unsurlar anlatının temel gerilim noktalarını oluşturur. Bu bağlamda Akdeniz polisiyesi, suçun yalnızca bireysel bir eylem değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal yapılarla ilişkili sinematografik bir temsil alanı olarak değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.
