Tarihin her devrinde bir Türk vardı. Bazen bir bozkırın ortasın-da otağ kurmuş bir hakan, bazen bir vahanın kıyısında medrese yap-tıran bir sultan, bazen de bir kalenin burcunda son okunu atan bir bey olarak. Asya’nın doğusundan Avrupa’nın içlerine, Sibirya’nın donmuş ormanlarından Hindistan’ın sıcak ovalarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada, yüzyıllar boyunca devletler kurdular, yıktılar ve yeniden kurdular. Tarihte hiçbir millet, Türkler kadar sık devlet kurup yıkmamıştır.
Bu kitap, o uzun hikâyenin yalnızca bir yüzyılını anlatıyor: on al-tıncı yüzyılı. Ama sıradan bir yüzyıl değil bu. Türklerin, dünyanın dört bir yanında aynı anda zirvede olduğu; doğuda Babürlülerin Hindistan’ı, batıda Osmanlıların Avrupa’yı, ortada Safevilerin İran’ı, kuzeyde Özbeklerin Maveraünnehir’i kontrol ettiği bir çağ. Sonra-dan tarihçilerin “Türk Asrı” diye anacağı bir dönem.
