Ağızlar üzerine yapılmış bilimsel çalışmaların tarihi, Avrupa’da 19. yüzyıla kadar götürülebilmektedir. Türkiye’de ise bu çalışmalar en erken 1940’lardan itibaren takip edilebilmektedir.
Ortaya konan ilk ağız çalışmalarında, derlenen malzemenin ağız özelliklerini belirleme amacının yanı sıra teknik ve metodolojik sınırlılıkların etkisiyle daha çok folklorik malzeme derleme amacının öne çıktığı bilinmektedir. Günümüzde ise ağız araştırmaları alanı, özellikle lisansüstü ve diğer bilimsel çalışmalar çerçevesinde kendini yenileyen ve geliştiren dinamik bir çalışma alanı olarak görülmektedir. Çünkü yapılan her derleme, toplanan her ağız verisi, kaynak kişilerle yapılan her görüşme yalnızca bugüne değil art zamanlı bakış açısıyla dil tarihinin pek çok farklı dönemine ışık tutmakta; gramer yazımının güncellenmesi noktasında da önemli bulguların ortaya çıkmasını sağlamaktadır.
Muhakkak ki bahsi geçen hususların hepsi, bir dilin gelişim ve değişim sürecindeki ağız özelliklerinin nasıl ve ne ölçüde eklemlenerek ilerleyebildiğinin kanıtı niteliğindedir. Yapılan çalışmalarla, dilin bu değişimin nedenlerini ve sonuçlarını dışlayamayacağı; dili bilmenin aynı zamanda bu değişim sürecinin bilgisine de sahip olmayı gerektirdiği düşüncesi her geçen gün önem kazanmaktadır.
