İnsanlık tarihinde doğa ile kurulmuş olan ilişkinin düşünce yapısı ve anlatı özellikleri de bulunmaktadır. İnsanın yeryüzüyle, gökyüzüyle, suyla, ağaçla, hayvanlarla kısacası evrenle kurduğu ilişki, kadim dönemlerden itibaren mitler, efsaneler ve anlatılar aracılığıyla anlamlandırılmıştır. Kolektif bilincin somut ürünleri olan bu anlatılar; insanın yaşadığı çevreyi algılama tarzının, doğaya yüklediği bütün anlamların ve kendi varoluşuna dair sorgulamalarının sembolik dil ile vücut bulmuş hâlleridir. Türk dünyasında anlatılan ve millî şuurun da bir yansıması olan efsaneler, söz konusu anlatılardandır. Bu çalışmada, Türk efsanelerini, kavramsal/kuramsal temelleri ilk defa atılan “ekolojik mitoloji” ekseninde yeniden düşünmek ve doğa-insan ilişkisini anlatı düzleminde görünür kılmak amaçlanmıştır.
