Yunan bağımsızlığının Osmanlı Devleti tarafından resmen tanınması sonrasında siyasi, sosyal ve ekonomik sebeplere istinaden Yanya, Yenişehir, Tırhala, Narda, Dömeke, Preveze, Agrafa, Çatalca gibi Yunanistan sınırına yakın bölgelerde Yunan çeteleri tarafından talan, adam kaçırma, soygun ve katil hadiseleri zuhur etmeye başlamıştır. Osmanlı devlet yetkililerinin Yunan eşkıyaları olarak nitelendirdiği bu çetelerin bir kısmı Osmanlı tebaası olsa da çoğunluğu Yunan vatandaşı idi. Bunlar gerçekleştirdikleri yol kesme ve soygun olaylarında genelde ırk ve din ayrımı yapmamışlardır. Bahsedilen sınıra yakın bölgelerdeki Osmanlı tebaasının çoğunluğu Hristiyan olduğu için eşkıyadan en fazla zarar gören de onlar olmuştur. Bununla birlikte bu şekavetten Türkler ve Türk köyleri de etkilenmiştir. Sınır tecavüzü yapan Yunan eşkıyasının şekaveti sebebiyle bazı Yunan reaya Yunanistan tarafına göç etmiştir. Çetelerin yağma ve şekavet amaçlı saldırıları sonucu bazı köyler yağmalanmış ve yakılmıştır. Yine bu haydutluk faaliyetlerinden olarak fidye için bazı Osmanlı tebaası veya Yunan vatandaşı kişiler kaçırılmış ve mağdur edilmiştir. Bu haydutların bir kısmı da Osmanlı vatandaşı Arnavutlardan oluşuyordu. Özellikle Epir’deki Ergiri bölgesinde faaliyet yürüten Arnavut haydut çeteleri yağma ve şekavette öne çıkmışlardır. Bütün bunlar Rumeli bölgesinde asayişi sekteye uğratmıştı. Osmanlı Devleti, Yunan eşkıyasını önlemek ve Epir ve Tesalya’daki sınırları güvence altına almak için bazı tedbirler almıştır. Bu kapsamda askerî önlemler öne çıkmıştı. Bölgedeki derbentlerde görev yapan başıbozuk neferlerin niteliği artırılmaya çalışılmış ve sınırlardaki kule ve karakollar tamir ve tahkim edilmiştir. Bunun yanında sınır muhafız birliklerinin sayısı da artırılmıştır…
