Hz. Muhammed’e duyulan derin sevgi ve saygının tezahürlerinden biri olarak Arap edebiyatında ortaya çıkan mevlit türü, Türk edebiyatında 15. yüzyılın başlarından itibaren büyük bir teveccühe mazhar olmuş ve pek çok şair tarafından kaleme alınmış edebî bir türdür. Ahmedî’nin İskender-nâme adlı mesnevisinin içerisinde yer alan ve müstakil bir eser görünümünde olan 615 beyitlik ilk örneğiyle Türk edebiyatına giren bu türün en önemli yadigârı, hiç şüphesiz, Süleymân Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât adlı eseridir. Dinî temele bağlanabilecek hemen her vesileyle günümüzde de okunan ve okutulan bu eser, kendisinden sonra yazılmış olan pek çok mevlit metnine de doğrudan veya dolaylı olarak tesir etmiştir.
