Alevi inanç ve irfan geleneği, sözlü kültür, tasavvufi sembolizm ve ritüel pratikler üzerinden şekillenen çok kat-manlı bir düşünce evreni üretmiştir. Bu evren, tarihsel sü-rekliliği ve sembolik diliyle son derece zengin bir kavramsal yapı ortaya koymasına rağmen akademik çalışmalarda çoğu zaman yeterince bütünlüklü biçimde ele alınamamış-tır.
Son yıllarda Alevilik araştırmaları, Türkiye’de ve ulus-lararası akademik çevrelerde disiplinlerarası bir ilgiyle önemli ölçüde zenginleşmiş; tarih, sosyoloji, antropoloji, din bilimi ve edebiyat gibi farklı alanlardan gelen katkılarla geniş bir literatür oluşmuştur. Bununla birlikte bu çeşitlilik, çoğu zaman kavramsal dağınıklık, yöntemsel belirsizlik ve parçalı okumalarla sınırlı kalmış; temel kavramlar kimi za-man tarihsel tartışmaların dar çerçevesine hapsedilmiş kimi zaman da disiplinlerarası geçişlerde anlam kaybına uğra-mıştır. Bu durum, Aleviliğin kendi iç düşünce sisteminin bütünlüklü biçimde kavranmasını güçleştirmiştir. Eliniz-deki eser, tam da bu soruna odaklanarak, geleneğin derin yapısını kavramsal düzeyde yeniden inşa eden özgün bir girişimdir.
