Çeviribilim çerçevesinde değerlendirildiğinde tarih boyunca diller ve kültürler arasında kurulan o ince iletişimsel köprü, hiçbir dönemde dijital çağın algoritmik sistemleri karşısında olduğu kadar köklü bir sarsıntıya maruz kalmamıştır. Çeviri eylemi, günümüzde istatistiksel olasılıkların mekanik bir hesaplamasına indirgenme potansiyeli taşıyan teknik bir veri işleme ve çıktı alma süreci olarak algılanma sorunu ile karşı karşıyadır. Nitekim böylesi indirgemeci anlayış, çeviriyi bir uzmanlık alanı olmaktan çıkararak bütünüyle algoritmik bir sisteme indirgeyen ve toplumsal bellekte yer edinen güçlü bir önyargıyı temsil etmektedir. Söz konusu teknoloji, ürettiği erek metinleri yüzeysel olarak akıcı ve pürüzsüz bir biçimde ortaya koysa da kaynak metnin işlevini erek kültüre aktarımı konusunda kritik sorun ve eksikler barındırmaktadır. Bu kitap, tam da bu sorunsalın çevirmenlik mesleğinin sınırlarını ve imkanlarını nasıl dönüştürdüğüne dair kuramsal bir sorumluluk bilincinin ve akademik arayışın bir ürünüdür.
