Hikmetin yüzyıllardır farklı medeniyetler içinde teorik ve pratik ideallere yönelik bir bilinç ile devam eden ve felsefe, teoloji, edebiyat gibi birçok farklı disiplin içinde kazandığı anlam katmanlarıyla çeşitlenen semantik bağlamı, onun bugüne kadar sınırlarının tam anlamıyla çizilememiş bir kavram olmasının nedenlerindendir. İnsanın varlık algısı, bir milletin kültürel ve tarihsel miras aktarımını sağlayan unsurlar arasında tabii olarak en etkin biçimde edebiyatla gerçekleşir. Bilgelik, ideal ve lirizm peşinde olan divan şairleri; varlık, evren ve yaratıcı karşısındaki ontolojik sorunlarını hikmet bilinci ve sanat anlayışlarıyla mezcederek icra etmişlerdir.
Hazırlanan çalışmanın ana gayesi sözü edilen bilincin kapsamını, niteliklerini ve Klasik Türk Şiiri üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu bağlamda hikmet kavramı klasik şiirin başlangıcından sonuna değin her dönemden alınan şiir seçkileriyle birlikte değerlendirilmiştir. Bu seçkilerde özellikle hikmetin gnomolojik mahiyetine odaklanılarak hikmet şiirinin çerçevesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Nitekim çoğunlukla hikemî üslupla birlikle anılan hikmet şiiri, tasavvuf ve Sebk-i Hindî gibi müstakil bir söylem olmaktan ziyade Klasik Türk Şiiri tarihi boyunca izleri takip edilebilen kadim bir tematik vadi olarak varlığını sürdürmüştür.
Sayfa: /
